Ilgın Niron

Biraz Yemek, Biraz Tasarım

                                                  

                                          





''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
                                    

18 Aralık Pazar günü "Slow Food Türkiye/Fikir Sahibi Damaklar"  ve  Begüm Atakan ile Toprak Ana gününde İstanbul'un turşusunu kurmuştuk. Kurduğumuz turşular oldu, üzerinden 1 aydan fazla geçti yedik bile ama ben daha ancak yazabiliyorum bugünü :)

Herkese yeniden Merhaba;
Belki bilenler vardır, 14-17 Nisan arası CNR Expo'da IBATECH: 9.Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı vardı. Ben de Cumartesi günü hem çok sevdiğim arkadaşım YEAST&SUGAR ı ziyaret hem de fuara bir göz atmak için oradaydım. Bundan önceki fuarları maalesef gezme fırsatım olmamıştı, ne mutlu ki bu sene Yeast&Sugar sayesinde gezmiş ve lezzetlerinden tatmış oldum.


Dediğim gibi daha önceki fuarlara gelememiş olmamdan ötürü sadece bu seneki için yorum yapacak olursam; stantlar bana göre çok zayıf ve gösterişsiz kalmıştı. Bu kadar lezzetli ve yaratıcı olunabilen bir sektörde katılımcılar çok daha başarılı ve yaratıcı stant tasarımları yapabilir ve daha etkili olabilirlerdi diye düşünüyorum.

Bu sebeple de ben bugün biraz hem fuarın en güzel standı olan No:3' ü hem de fuarda lezzetleri ile ziyaretçilerin aklını alan Yeast&Sugar' ı öveceğim, hatta yere göğe sığdıramayacağım. :) 
Yeast&Sugar (Maya&Şeker) Rana Sır'ın yıllardır pastane ve restoranlarda edindiği tecrübelerinden ortaya çıktı. Okudu, denedi, yazdı, pişirdi, tattı-tattırdı, gezdi, gördü ve şimdi de blog da paylaşıyor. O kadar güzel anılar yazıyor, o kadar lezzetli tarifler veriyor ki mutlaka takip edin, ve tarifleri deneyin derim. Pişman olmazsınız.
Yeast&Sugar'ın  Fuar Pizzası
No:3 Design; iç mimari tasarım – uygulama ve konsept danışmanlığı alanında hizmet veren ve birçok güzel uygulamaya imza atmış bir firma. Bu harika standın tasarımı da tabiki No:3 Design'a ait. Başta Efe Urgunlu ve Hakan Ayanoğlu olmak üzere, tüm ekip nefis bir iş çıkararak, fuardaki herkesin büyük beğenisini topladılar.

Abi-kardeşin el ele gıda sektörüne gönül vermiş herkes için, hizmet vermesi ve ortaya böyle güzel işleri çıkarması ileriki günlerde ‘No:3 Design’ ve ‘Yeast and Sugar’ ı daha sık duyacağımızın işareti.


Ellerinize sağlık güzel insanlar.



Yeast&Sugar Instagram: yeastandsugar

No:3 Design: http://no3.com.tr/
Sevgiyle
Afiyet Olsun ! 
Triko: Vintage, Etek: Zara, Sneaker: Adidas Stan Smith

                                            #ibatech2016  #ibatech  #foodfair  #cnrexpo  #istanbul  #yeastandsugar  #no3interior  #foodlove  #foodie  #pastry 









Uzun zaman oldu yazmayalı. Gönül isterdi ki bu uzun süren ayrılıktan sonraki ilk yazım yine keyifli bir gezi ya da yeme-içme-mekan keşfi olsaydı ama ilk defa kendimle ilgili birşeyler yazmaya çalışacağım. Ne kadar başarılı olurum bilmiyorum ama içimdeki bu acıyı ancak yazarak dindirebileceğim. Ne kadar diner onu da bilmiyorum ya neyse. Evet, 4 aylık aşk hayatım yine bir hüsranla sonuçlandı. 4 ay kısa bir süre gibi gelebilir belki de öyle. Ama karşınızdaki insan sizin aynı zamanda 10 senelik arkadaşınız ise zaten ilişkiye 1 basamak önde başlıyorsunuz. Ona olan sevginiz kısa sürede katlanarak artıyor, yani artıyormuş. Ama maalesef ki günümüz ilişkilerinde birini çok sevmekte artık suç olmuş. Bizler ne zaman bu kadar sevgisiz olduk? Neden sevmeyi ve sevilmeyi bir türlü öğrenemedik ya da yanlış öğrendik? Neden sevgimizi göstermekten kaçtık? Bir ilişkinin tanımı ne? Ya benim bütün bildiğim her şey yanlış ya da insanlar artık çok hoyrat. Ne yazık ki iş ilişkiye gelince insan 10 senedir tanıyorum dediği insanı bile tanıyamıyormuş. İnsanlar çok bencil olmuş. İlişkiyi hep kendileri yaşayıp karşı tarafı da buna uydurmaya çalışmış. Sen “seni seviyorum, gel seninle her yolda birlikte yan yana yürüyelim” dediğinde şaşırıyormuş, onu bu kadar sevebildiğin için sana kızıyormuş, hatta “sen hastasın” bile diyormuş. Bundan doğal ne var allah aşkına, birlikte bir yol planlamaktan doğal ne var. Hayatımıza giren herkes bizden bir bir sevgi götürmüş, artık sevmeyi ve sevilmeyi unutmuşuz ne yazık ki. O kadar duysuzlaşmışız ki ayrılıp üzerinden 24 saat geçmeden tekrar sosyal medyadan fotoğraf beğenir olmuşuz. Arada bir görüşürüz nasılsa diyip bütün iletişim kanallarında birbirimizi tutup ayrılık acısını ikiye katlamışız. Bir fotoğraf paylaşıldığında, görüp tekrar tekrar başlamışız aynı acıyı yaşamaya. Bir yer bildirimini görünce nerede olduğunu bildirdiğine sevinmişiz, karşılaşmaya çalışmışız. Bana göre değil, ben hala alışamadım bu sosyal medya ilişkilerine. Ayrılıkların 1 mesajla yaşandığı sonradan sosyal medya hesaplarından sürekli takipleşmelerin devam ettiği bu zaman ilişkilerine alışamayacağım. Artık bu tür ilişkiler yaşamak istemiyorum, yaşatmasınlar istiyorum. Bu kadar duygu yoksunu insanlarla karşılaşmak istemiyorum. Çok yorgunum artık. 

Lütfen şuan hala yanınızda birisi varsa ve size sevgisini gösteriyorsa siz de ona gösterin. Sevmenin ve vazgeçmenin bu kadar kolay olduğu şu zamanda, sevin, her gün daha çok sevin, sevmek kötü birşey değil. Elini tutun, sarılın, koklayın tamam mı. Ve herkesin bir kalbi olduğunu unutmayın, unutturmayın. Arkanızda enkazlar bırakmayın. 

Sağlıcakla.
Kalp soldadır unutmayın ve unutturmayın.
Dövme: Toprak Tattoo
Bugün Berkin Elvan'ı kaybettik. O masum, dünyalar güzeli çocuk 269 gün önce ekmek almak için sokağa çıkıp başına isabet eden gaz fişeği ile bugün hayata gözlerini yumdu. 14 yaşında yaralandı, 15 yaşına komada girdi. Bu süre içinde 16 kiloya kadar düştü, eridi bitti. Gözümüzün önünde aylardır yaşam savaşı verdi ve sonunda dayanamadı. Küçücük bir çoğun hayatı, umutları birilerinin verdiği tek bir emir ile bitti. Bugün içimiz kan ağlıyor. Berkin ve Gezi olaylarında uygulanan orantısız şiddet yüzünden yitirdiğimiz tüm çocuklar ölümsüzdür! Çocuklara yakışan gülmek ve oynamak asla ve asla gencecik ölmek değil. 

Huzur içinde uyu güzel kardeşim Berkin Elvan.