Ilgın Niron

Biraz Yemek, Biraz Tasarım

                                                  


18 Aralık Pazar günü "Slow Food Türkiye/Fikir Sahibi Damaklar"  ve  Begüm Atakan ile Toprak Ana gününde İstanbul'un turşusunu kurmuştuk. Kurduğumuz turşular oldu, üzerinden 1 aydan fazla geçti yedik bile ama ben daha ancak yazabiliyorum bugünü :)


Meis (Kızılhisar, Kastellorizo, Megisti) Adası; 1991 yılında İtalyan "Mediterraneo" isimli filmin burada çekilmesi ve filmin "Yabancı Dilde En İyi Film" Akademi Ödülü'nü kazanmasıyla dünyaca tanınan bir ada haline gelir.


Geçmişin görkemli ve önemli, şimdinin de 400 nüfuslu, Yunanistan'ın en küçük adalarından biri olan Meis, Kaş/Antalya’ya sadece 2.1 km uzaklıkta, feribot yolculuğu 20 dk sürüyor. Turkcell çekiyor, halk az da olsa Türkçe biliyor ve hesabı TL ile ödeyebiliyorsunuz. 

Meis, Rodos'a bağlı ve 118 km uzağında. Feribot ve havayoluyla bağlantısı var. Hem bu sebeple hem de Kaş’a olan bu denli yakınlığı sebebiyle yıllardır göçmen/mültecilerin kaçmak için en çok tercih ettiği adalardan biri. 

OOTD: Elbise:Vakkorama, Gözlük:RayBan,
Terlik:Birkenstock, Çanta:Botkier


Adada en önemli uğraş sünger avcılığıyla birlikte az miktarda da üzüm ve zeytin yetiştiriciliği. Büyük geçim kaynağı ise, tabi ki turizm. Adadaki tek yerleşim yeri de doğu kıyısı yani Kastellorizo (Megisti) köyü. 


Başta dediğim gibi Meis çok küçük bir ada, bu sebeple çoğu tatilciler buraya günübirlik seyahati tercih ediyor. Adada fazla otel seçeneği olmadığından konaklama ücretleri de diğer Yunan adalarına göre biraz daha pahalı. 


Sakinliği ve sıcaklığıyla bizi kalbimizden vuran Meis'de, 2 gece 3 gün kalmayı tercih ettik. Sessiz ve sakin, tam bir dinlence tatili oldu. Huzura doyduk. booking.com dan bulup yer ayırttığımız Poseidon; yeterli kahvaltısı, şahane manzarası ve her biri özenle dekore edilmiş odalarıyla en güzel otellerdendi. 


MEIS ADASI'NDA NELER YAPILIR?

OOTD: Elbise: H&M, Bikini:Accessorize, Terlik: Crocs
LİMANİ (MEIS LİMANI)
Öncelikle bol bol yüzülür :) Meis U şeklinde bir liman ve heryerinden denize atlamak mümkün. Su hep temiz ve berrak. Poseidon’un kendi şezlongları olduğundan biz ilk gün “U” limanın “Mesigti Otel” tarafından girdik, ama feribotun yanaştığı tarafta, en uçta Osmanlı Cami var. Onun önünde de beach bar ve şezlonglar yer alıyor. Burası da yüzmek için güzel bir alternatif. Limanı boydan boya yürümek max. 1,7 km. Ama adada herşey görsel olarak çok estetik ve güzel göründüğünden 20 dakikalık yolu 1 saatte anca yürüyorsunuz.


RESTORANLAR

Adada Meis Limanı boyunca sıra sıra denize karşı bir sürü küçük küçük restoran var. Akşamüstü oldu mu herbiri tek tek özenle masaları hazırlayıp, 16:00 feribotuyla dönmemiş olan tatilcileri beklemeye başlıyorlar. Tüm restoranlarda masalar denizin kenarında, sade, temiz ve özenli; yemekler taze ve lezzetli.


Biz, 2 gece 3 gün kalınca tabi, akşam-gündüz derken birçok restoranı deneme fırsatımız oldu. Önceden gelen arkadaşlarımdan aldığım tavsiyeler üzerine benim de favorilerim; Lazarakis, Alexandra's, Athena, St. George Beach Restoran. 

Athena'nın "jumbo karides"leri                              St. George'un "çıtır karides" ve "nohut köftesi"
Lazarakis’de “ahtapot ızgara”, 
Alexandra’s da “kalamar dolma”












DENİZ, KUM, GÜNEŞ
Meis’e gelince mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri kesinlikle Mavi Mağara(Blue Cave). Mağaraya ulaşım küçük teknelerle sağlanıyor, tekneler 5-6 kişilik ve kişi başı ücret 10€.  Ne kadar erken yola çıkarsanız, yüzme şansı o kadar artıyor.  Bu sebeple de kaptan Antonis ile Mavi Mağara’ya doğru yolculuğumuz saat sabah 10:00’da bizi teknede bekleyen 4 kişiyle birlikte başladı. Kısa süren bir yolculuktan sonra Mavi Mağara'ya ulaştık. Denizden bakıldığında çok dar bir girişi olan bir mağaraya tekneyle girmedik, Antonis bizi girişte bekledi. 

İçerisi büyüleyici bir yer. Deniz mavi değil, lacivert değil fosforlu ışıl ışıl parlayan bir mavilikte ve ummadığımız bir derinlikle. Mağaranın içerideki tavan yükseliği de girişin aksine çok yüksek. Tam bir görsel şölen, fantastik bir filmde kahraman gibi hissediyor insan kendini. 
Mavi Mağara Girişi

AYA YORGİ & ST. GEORGE BEACH


Aya Yorgi Meis’in kıyısında minicik bir ada, 5 dk’da Meis Limana ulaşabiliyorsunuz. Mavi Mağara sonrası isteyenleri kaptanlar buraya bırakıyor, geri dönmek istediğiniz saatte de geri alıyorlar. Şezlong ve şemsiye iki kişi için 6 Euro. İsterseniz 1 saat oturun, isterseniz tüm gün yatın, farketmiyor. Deniz pırıl pırıl, ama sığ. Kumsal yok, yer yer kayalık yer yer yosun ve kum akvaryum gibi bir deniz. Sıcaklığı tam tadında ne soğuk ne sıcak şurup gibi derler ya aynen öyle işte. Tesis, "Yabancı Damat" modelinde evlilikleri olan genç bir çift tarafından işletiliyor. Yemekler harika; çıtır mini karides, kalamar ve nohut köftesi. Siparişte özellikle nohut köftesi atlanmamalı, ilginç ve güzel bir lezzet. 

SOKAKLAR

Adanın çarşısı zengin değil. Alışveriş için birkaç butik, hediyelik eşya dükkanı ve bir iki market var. Ama göz atmakta fayda var, değişik şeyler bulunabilir. Ara sokaklar çok güzel, tablo gibi; küçük ve sevimli evler, pansiyonlar, butik oteller göreceksiniz. Sokaklara dalın-çıkın-keşfedin, fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız, büyüleneceksiniz. 
Meis ara sokaklar

CASTEL ROSSO (KIRMIZI KALE)

Kaleden Meis Limanı


“Kastellorizo” (Castel Rosso ya da Kırmızı Kale) ismi; hem Meis Adası’na hem de kaleye eski kaleden kalan taşlar gün batımında kırmızı göründüğü için verilmiş. Bugünki kale, 14.yy’da haçlı seferlerinden sonra kurulan savaşçı rahip tarikatı "Saint Jean Şövalyeleri" tarafından M.Ö.4. Y.Y.’ dan kalan eski kale kalıntıları üzerine yapılmış ve kullanılmış. 





MANDRAKİ LİMANI

Meis’in girişindeki ana liman olan Limani dışında bir de daha çok balıkçıların kullandığı bir ikinci liman var; Mandraki Limanı. Denizin pek güzel olduğu söylenemez, yer yer kayalık ve yosunlu ama buradan da girenler, sahilde keyif yapanlar var.  Yine ara sokalarda turlayıp, kalenin oradan limanı seyredebilirsiniz. 
OOTD: Etek: H&M, T-shirt: Mango, Terlik: Birkenstock
İnsanın Meis’e doyması mümkün değilmiş gibi geliyor, resmen mest olduk. Artık Kaş’a her gelişte Meis’e de uğramak şart oldu.

Seneye yine görüşmek üzere Meis!


                                                         Daha fazla fotoğraf için instagram : @ilgnnrn ve @brzyemekbrztasarim

                         #fashion #style #fisheye #iphone6s #photography #gezi #seyahat #tatil #kesif #Avrupa #Yunanistan #Meis #Yunan #adalar
Herkese yeniden Merhaba;
Belki bilenler vardır, 14-17 Nisan arası CNR Expo'da IBATECH: 9.Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı vardı. Ben de Cumartesi günü hem çok sevdiğim arkadaşım YEAST&SUGAR ı ziyaret hem de fuara bir göz atmak için oradaydım. Bundan önceki fuarları maalesef gezme fırsatım olmamıştı, ne mutlu ki bu sene Yeast&Sugar sayesinde gezmiş ve lezzetlerinden tatmış oldum.


Dediğim gibi daha önceki fuarlara gelememiş olmamdan ötürü sadece bu seneki için yorum yapacak olursam; stantlar bana göre çok zayıf ve gösterişsiz kalmıştı. Bu kadar lezzetli ve yaratıcı olunabilen bir sektörde katılımcılar çok daha başarılı ve yaratıcı stant tasarımları yapabilir ve daha etkili olabilirlerdi diye düşünüyorum.

Bu sebeple de ben bugün biraz hem fuarın en güzel standı olan No:3' ü hem de fuarda lezzetleri ile ziyaretçilerin aklını alan Yeast&Sugar' ı öveceğim, hatta yere göğe sığdıramayacağım. :) 
Yeast&Sugar (Maya&Şeker) Rana Sır'ın yıllardır pastane ve restoranlarda edindiği tecrübelerinden ortaya çıktı. Okudu, denedi, yazdı, pişirdi, tattı-tattırdı, gezdi, gördü ve şimdi de blog da paylaşıyor. O kadar güzel anılar yazıyor, o kadar lezzetli tarifler veriyor ki mutlaka takip edin, ve tarifleri deneyin derim. Pişman olmazsınız.
Yeast&Sugar'ın  Fuar Pizzası
No:3 Design; iç mimari tasarım – uygulama ve konsept danışmanlığı alanında hizmet veren ve birçok güzel uygulamaya imza atmış bir firma. Bu harika standın tasarımı da tabiki No:3 Design'a ait. Başta Efe Urgunlu ve Hakan Ayanoğlu olmak üzere, tüm ekip nefis bir iş çıkararak, fuardaki herkesin büyük beğenisini topladılar.

Abi-kardeşin el ele gıda sektörüne gönül vermiş herkes için, hizmet vermesi ve ortaya böyle güzel işleri çıkarması ileriki günlerde ‘No:3 Design’ ve ‘Yeast and Sugar’ ı daha sık duyacağımızın işareti.


Ellerinize sağlık güzel insanlar.



Yeast&Sugar Instagram: yeastandsugar

No:3 Design: http://no3.com.tr/
Sevgiyle
Afiyet Olsun ! 
Triko: Vintage, Etek: Zara, Sneaker: Adidas Stan Smith

                                            #ibatech2016  #ibatech  #foodfair  #cnrexpo  #istanbul  #yeastandsugar  #no3interior  #foodlove  #foodie  #pastry 








Bir İzmirli ve sonradan İstanbullu olarak, İstanbul'da yaşamanın belki de en güzel yanı, her gün yeni keşifler yapabiliyor olmak. Şehrin neredeyse tamamını karış karış bilsek de bazen şehirin sokakları bize güzel süprizler yapıp şaşırtabiliyor. 

Tophane'den İstiklal'e çıkan o dimdik ve up uzun Boğazkesen Caddesiyle hemen devamındaki Yeni Çarşı Caddesi ilk bakışta göz korkutucu olsa da aslında, buralar keşfedilmeyi bekleyen gizli kalmış birçok güzellikle dolu. Sağlı sollu bir sürü güzel dükkanlar, restoranlar ve kafeler var.
Biz de geçenlerde yine bir keşif gününde, gözümüzü karartıp bu dik yokuştan İstiklal'e çıkalım dedik ve Brew Lab'i keşfettik. Tabi hemen sokağa yayılan muhteşem kahve kokusuyla büyülenip içeri daldık.  

Coffee Brew Lab'in head baristası 2011 Türkiye Barista, 2012 ve 2013 Türkiye Latte Art Şampiyonu, 2015 Türkiye Barista Şampiyonu ve son olarak da Time Out İstanbul'un 14. Yeme İçme Ödülleri'nde İstanbul'un En İyi Baristası seçilen Özkan Yetik. Özkan Yetik birbirinden yaratıcı latte art sunumlarını ve lab menüsünde yer alan demleme yöntemlerini kullanarak nefis kahveler hazırlıyor.
Mana Yıldız Tasarımı Bardaklar

Tasarımına bayıldığım, kahve bardakları, altlıkları ve pasta tabakları gibi tüm sunum malzemeleri Mana Yıldız, mekanın dekorasyonu On3On7 tarafından hayata geçirilmiş.

Brew Lab'de hangi kahve demleme yöntemi bana göre derseniz? Ben hala Latte'ciyim. Hiç vazgeçmedim, vezgeçemeyeceğim sanırım. Ama farklı şeyler denemeyi sevenlerdenseniz Cold Drip, Syphon, V60 ve Aeropress demleme yöntemlerini deneyimleyebilirsiniz.

Afiyet Olsun! :)

Cold Drip: Soğuk su ile uzun süre demlenerek yapılıyor.
Hafif gövdeli, kompleks ama yumuşak, asiditesi düşük bir kahve elde edilir.

Syphon: Bez filtre ile demlenen tek kahve demleme yöntemidir.
Berrak, içimi hoş, güçlü ve aromalı bir kahve elde edilir.
         
                                                                                          #kahve #brewlab #beyoglu #brewlabbeyoglu 
                                                                                          #ozkanyetik #thirdwavecoffeeshop #istanbul 

Sofra London mekan.com buluşması
Her ne kadar hala yaz gelememiş olsa da, birkaç hafta önce mekan.com’un düzenlediği 80’ler 90’lar partisi ile yaza merhaba dedik. Dünyaca ünlü şef Hüseyin Özer’in Karaköy’deki yeni açılan mekanı Sofra London’da gerçekleşen parti birçok blogger, yazar, gazeteci ve tiyatrocuları da bir araya getirme özelliği taşıdığından bol sohbet ve yemek tadımı ile geçti.

Geceden favori atıştırmalığım: Pancar cipsi.
Karaköy son zamanlarda çok popüler bildiğiniz gibi, Hüseyin Özer’in Karaköy’deki taze mekanı Sofra London da Karaköy’ün ambiyansına dekoru ve yemekleri ile yakışmış, oldukça keyifli bir mekan. Hüseyin Özer, Londra’yı Karaköy’e taşımış. Dekorasyonu şık, yemekler oldukça çeşitli, farklı ve lezzetli, fiyatlar da son derece uygun.

Hüseyin Özer’in Sofra London röportajına göz atmayı ihmal etmeyin derim.
http://mekan.com/blog/huseyin-ozer-ve-sofra-london-karakoy




Bu gecenin anlam ve önemine uygun hediyeler ise #nostaljiktatlar dan geldi. #mekancom ile birlikte çocukluğunu özleyenlere #sulugoz #leblebitozu #bilezikseker ve #patlayanseker gibi unutulmaz lezzetlerle yeniden buluşturdu.



Mekan.com un parti yazısı için,
http://mekan.com/blog/e2808bmekancom-ev-sahipliginde-80ler-90lar-partisi-duzenlendi

 #mekancom #sofralondon #karakoy #huseyinozer #nostaljiktatlar


Havalar iyice soğudu, kışa bir anda girdik. Kışları oldum olası sevemedim, ben tam bir yaz insanıyım.  Ama ah o Boza ve Salep! yok mu ah! Kışın gelmesini bir tek onlar için beklerim. Onlar da olmasa kış gerçekten çok tatsız. Gel gelelim bu güzel tatlar ne yazık ki zamana yenik düştü. Bildiğimiz nostaljik ve gerçek bozacılar elimizin 5 parmağını geçmez oldu. İstanbul Vefa, Ankara Akman ve Eskişehir Karakedi bozacısı. 

Bildiğiniz gibi lüfer sezonu açıldı. Geçtiğimiz hafta sonu Kuzguncuk'ta, İstanbul'un ve boğazın simgelerinden olan lüferin mucize lezzetlerini tatmak ve bilinçsiz avlanmaya karşı farkındalık yaratmak için Lüfer Bayramı'nı kutladık.

Tridea Productions, "Bu Tutmuş, Bu Pişirmiş, Bu Yemiş"

Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar 'ın 2010 yılında başlattığı İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın kampanyasının devam kampanyası olarak başlatılan Lüfer Bayramı, 2011 yılından beri her yıl Ekim ayının 3. haftasında Cumartesi günü kutlanıyor. Bu sene, 4. Lüfer Bayramı, 18-19 Ekim tarihlerinde 
Lüfer Bayramı Kuzguncuk Etkinlik Haritası
Bayramın ilk günü olan Cumartesi günü tam etkinlikler başlamıştı ki öğlen saatlerinde şuursuz bir balıkçının Kuzguncuk'ta bağırarak çinekop satması mahalleye bomba gibi düştü. Kısa sürede balıkçı duyarlı katılımcılar tarafından Kuzguncuk'tan hemen uzaklaştırıldı. :)

Gelelim cumartesi günü etkinliklerine; İstanbul'un En Baba Lüferi Yarışması, ödül töreni ve açıkarttırması. Açıkarttırmaya 40'a yakın balık katıldı, bu da bugüne kadar ki en yüksek sayıymış. 
İstanbul'un En Baba Lüferi Yarışması. Fotoğraflar: Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar Facebook
Pazar günü etkinlikleri ise, İstanbul'un Çocukları ve Balıkları Resim Atölyesi, Basmatik Lüfer Bayramı Resim Yarışması ve Sokak Bizim ile Kuzguncuk Sofrası idi. 

Resim Atölye ve yarışmaları çocuklarda eğlenceli bir farkındalık yaratırken, Kuzguncuk sofrası da herkesin mutfaktaki yaratıcılığını konuşturduğu bir lezzet cümbüşüne dönüştü. 
Basmatik Lüfer Bayramı Resim Yarışması. Fotoğraflar: Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar Facebook
İstanbul'un Çocukları ve Balıkları Resim Atölyesi. Fotoğraflar: Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar Facebook 
Kuzguncuk Sofrası
Gastronomika'dan Taze Lüfer Turşusu
İki gün boyunca Kuzguncuk'daki çeşitli etkinliklerle birlikte İstanbul'un bazı lokantaları da Lüfer Bayramı süresince menülerine lüferli tarifler ekledi. Restoranların listesine ve menülerine göz atmak isterseniz. 
https://www.facebook.com/istanbulunLuferBayrami/events

Basmatik Lüfer Bayramı çantaları
Kapanışı Defne Koryürek'in çok sevdiğim "Balık sürüler halinde birbirini kovalayarak geçerdi İstanbul'un içinden" cümlesiyle yapıyor, tüm lüfer bayramı fotoğrafları için Slow Food Türkiye/Fikir Sahibi Damaklar 'ın sayfasına bir göz atmanızı tavsiye ediyorum. 

Fikir Sahibi Damaklar Sayfası: http://www.fikirsahibidamaklar.org
Slow Food Türkiye/ Fikir Sahibi Damaklar Facebook Sayfası:  https://tr-tr.facebook.com/fikirsahibidamaklar

İstanbul lüfere hasret kalmasın! 

Bencil Dükkan

#luferbayrami #lüferbayramı #kuzguncuk #fikirsahibidamaklar #slowfoodturkiye #refikabirgul #gastronomika #sokakbizim #iyikido



Birkaç hafta önce yine komşuyu ziyaretteydik. Bu seferki tercihimiz Samos oldu. Samos Yunan adalarının içinde bana göre en samimisi, en naifi. 

Samos'a feribot yolculuğu, Kos, Sakız ve Midilli'den biraz daha fazla sürüyor. Sabah 9.00' da kalkması gereken feribot genelikle biraz geç kalkıyor ve bu sebeple 11.30-12.00' ye doğru adaya giriyor. Yaklaşık iki saatlik feribot yolculuğunda hangi albümü dinledik? 
Pink Martini, Get Happy.

Vathi

Vathi, Samos'un başkenti ve en büyük kasabası. Sahil boyunca, denize karşı yan yana sıralanmış kafe, restoran ve dükkanlarıyla oldukça hareketli ama tabi ki diğer popüler Yunan adaları gibi kalabalık ve keşmekeş değil. Sanırım bu adanın en sevdiğim tarafı bu oldu. 

Ayrıca adanın en önemli tarihi iki müzesinden bir tanesi Vathi'de diğeri de Mytilini Köyünde. Antik tarihi eserlerin sergilendiği Vathi Arkeoloji Müzesi'nde yer alan 4.5 metre boyundaki dünyaca ünlü dev antik Yunan heykeli Kouros ilgi çekici.

Otelimiz,  Vathi merkezde Mirini Hotel. Limana yürüyerek 15 dk, Gagkou Plajı'nın hemen yanında, odalarının manzarası nefis ve fiyatı makul, otantik bir otel. Sahipleri güler yüzlü ve hoşsohbet, kahvaltısı yeterli hatta Türk Çayı (Çaykur Rize:) bile var.
Mirini Hotel Vathy
Gagkou Plajı, Samos'ta merkeze en yakın, en büyük ve en temiz plajlardan biri olduğundan çok popüler. Plajda şezlong ve şemsiye sahibi olabilmek için erkenden gitmek gerek. 
Gakgou Plajı
Gakgou Plajı. Çanta: Basmatik, Şapka: Accessorize
Akşam yemeğimizi sahil boyunca sıralanmış restoranlardan birinde yedik. Bütün restoranlarda fiyatlar ve lezzetler aşağı yukarı aynı, biz Para Pente'yi seçtik. Menümüzde, Greek Salata, Kalamar, Sardalya ve Ouzo vardı. Her şey çok lezzetli ve tazeydi. Sahibiyle birer bardak Ouzo eşliğinde hoş sohbet yaptığımız keyifli bir akşam oldu. 
Para Pente
Vathi'de gece hayatı çok canlı. Kefalopoulou üzerinde, Gagou Plajı yönünde sıralanmış güzel gece kulüpleri var. Denize sıfır, harika bir manzaraya karşı, sabaha kadar, güzel müzik dinleyip, bir şeyler içebilirsiniz. Favorimiz Mezza Volta. 
Mezza Volta
Ano Vathi (Old City) 

Ano Vathi Kasabası, adanın merkezinin kuzeydoğusunda ve tepede yer alan "eski şehir" bölgesi. Epey tepede bulunduğundan, yokuşu taksiyle çıkıp, dönüşte ara sokaklardan yürüyerek inmek en güzel gezme şekli.


Pithagorio (Pythagorion)

Pithagorio kasabası Vathi'den 14 km uzaklıkta şirin bir kıyı kasabası. En kolay ve makul ulaşım yolu olan otobüs, ada halkı ve turistler tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Otobüs terminali Vathi'nin ünlü Aslanlı Meydanı'na çok yakın, ikinci liman tarafına doğru yürüyerek terminale kolayca ulaşılıyor.

Pithagorio (Pisagor) Kasabası adını, burada doğan antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor'dan alır ve şehrin en güzel limanına ve kale kalıntılarına sahip görülmesi gereken bir bölgesidir. Limanın sonundaki Pisagor Heykeli ve tepede yer alan Efpalinian Tüneli (su boru hattı) görmeden geçmek olmaz.

Biz vaktimiz kısıtlı olduğundan gidemedik ama Kokkari de Pythagorion gibi turistlerin en çok tercih ettiği ve en beğenilen kasabalarından biri. 
Pisagor Kasabası

Yunanlıların kafelerde, sokaklarda, kısaca her yerde günün her saati severek tükettikleri Frappe çılgınlığına biz de uyduk:) "Frappe" (hazır kahvenin soğuk içilen şekli) çok sert olmasına rağmen saatlerce içilebiliyor. "Crema Freddo" ise biraz daha yumuşak, kremalı ve çikolata parçalı olduğundan benim favorim :)
Crema Freddo
Buarada bilekliğim de Samos'tan. Merkezdeki çarşıdan aldım, neredeyse her dükkanda var.  

Adada yine bir başka sevdiğim atıştırmalıklardan biri de "Ispanaklı Tart". Çıtır çıtır, bol ıspanaklı lezzetli mi lezzetli bir börek. 

Ispanaklı ve Peynirli Tart
Son olarak, adadan ayrılmadan neler alınabilir? 

Bütün hediyelik eşya satıcılarında bulabileceğiniz "Pisagor Bardağı"ndan ve tatlı Samos şarabından almanızı tavsiye edebilirim.