Ilgın Niron

Biraz Yemek, Biraz Tasarım




''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
                                    

Meis (Kızılhisar, Kastellorizo, Megisti) Adası; 1991 yılında İtalyan "Mediterraneo" isimli filmin burada çekilmesi ve filmin "Yabancı Dilde En İyi Film" Akademi Ödülü'nü kazanmasıyla dünyaca tanınan bir ada haline gelir.


Geçmişin görkemli ve önemli, şimdinin de 400 nüfuslu, Yunanistan'ın en küçük adalarından biri olan Meis, Kaş/Antalya’ya sadece 2.1 km uzaklıkta, feribot yolculuğu 20 dk sürüyor. Turkcell çekiyor, halk az da olsa Türkçe biliyor ve hesabı TL ile ödeyebiliyorsunuz. 

Meis, Rodos'a bağlı ve 118 km uzağında. Feribot ve havayoluyla bağlantısı var. Hem bu sebeple hem de Kaş’a olan bu denli yakınlığı sebebiyle yıllardır göçmen/mültecilerin kaçmak için en çok tercih ettiği adalardan biri. 

OOTD: Elbise:Vakkorama, Gözlük:RayBan,
Terlik:Birkenstock, Çanta:Botkier


Adada en önemli uğraş sünger avcılığıyla birlikte az miktarda da üzüm ve zeytin yetiştiriciliği. Büyük geçim kaynağı ise, tabi ki turizm. Adadaki tek yerleşim yeri de doğu kıyısı yani Kastellorizo (Megisti) köyü. 


Başta dediğim gibi Meis çok küçük bir ada, bu sebeple çoğu tatilciler buraya günübirlik seyahati tercih ediyor. Adada fazla otel seçeneği olmadığından konaklama ücretleri de diğer Yunan adalarına göre biraz daha pahalı. 


Sakinliği ve sıcaklığıyla bizi kalbimizden vuran Meis'de, 2 gece 3 gün kalmayı tercih ettik. Sessiz ve sakin, tam bir dinlence tatili oldu. Huzura doyduk. booking.com dan bulup yer ayırttığımız Poseidon; yeterli kahvaltısı, şahane manzarası ve her biri özenle dekore edilmiş odalarıyla en güzel otellerdendi. 


MEIS ADASI'NDA NELER YAPILIR?

OOTD: Elbise: H&M, Bikini:Accessorize, Terlik: Crocs
LİMANİ (MEIS LİMANI)
Öncelikle bol bol yüzülür :) Meis U şeklinde bir liman ve heryerinden denize atlamak mümkün. Su hep temiz ve berrak. Poseidon’un kendi şezlongları olduğundan biz ilk gün “U” limanın “Mesigti Otel” tarafından girdik, ama feribotun yanaştığı tarafta, en uçta Osmanlı Cami var. Onun önünde de beach bar ve şezlonglar yer alıyor. Burası da yüzmek için güzel bir alternatif. Limanı boydan boya yürümek max. 1,7 km. Ama adada herşey görsel olarak çok estetik ve güzel göründüğünden 20 dakikalık yolu 1 saatte anca yürüyorsunuz.


RESTORANLAR

Adada Meis Limanı boyunca sıra sıra denize karşı bir sürü küçük küçük restoran var. Akşamüstü oldu mu herbiri tek tek özenle masaları hazırlayıp, 16:00 feribotuyla dönmemiş olan tatilcileri beklemeye başlıyorlar. Tüm restoranlarda masalar denizin kenarında, sade, temiz ve özenli; yemekler taze ve lezzetli.


Biz, 2 gece 3 gün kalınca tabi, akşam-gündüz derken birçok restoranı deneme fırsatımız oldu. Önceden gelen arkadaşlarımdan aldığım tavsiyeler üzerine benim de favorilerim; Lazarakis, Alexandra's, Athena, St. George Beach Restoran. 

Athena'nın "jumbo karides"leri                              St. George'un "çıtır karides" ve "nohut köftesi"
Lazarakis’de “ahtapot ızgara”, 
Alexandra’s da “kalamar dolma”












DENİZ, KUM, GÜNEŞ
Meis’e gelince mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri kesinlikle Mavi Mağara(Blue Cave). Mağaraya ulaşım küçük teknelerle sağlanıyor, tekneler 5-6 kişilik ve kişi başı ücret 10€.  Ne kadar erken yola çıkarsanız, yüzme şansı o kadar artıyor.  Bu sebeple de kaptan Antonis ile Mavi Mağara’ya doğru yolculuğumuz saat sabah 10:00’da bizi teknede bekleyen 4 kişiyle birlikte başladı. Kısa süren bir yolculuktan sonra Mavi Mağara'ya ulaştık. Denizden bakıldığında çok dar bir girişi olan bir mağaraya tekneyle girmedik, Antonis bizi girişte bekledi. 

İçerisi büyüleyici bir yer. Deniz mavi değil, lacivert değil fosforlu ışıl ışıl parlayan bir mavilikte ve ummadığımız bir derinlikle. Mağaranın içerideki tavan yükseliği de girişin aksine çok yüksek. Tam bir görsel şölen, fantastik bir filmde kahraman gibi hissediyor insan kendini. 
Mavi Mağara Girişi

AYA YORGİ & ST. GEORGE BEACH


Aya Yorgi Meis’in kıyısında minicik bir ada, 5 dk’da Meis Limana ulaşabiliyorsunuz. Mavi Mağara sonrası isteyenleri kaptanlar buraya bırakıyor, geri dönmek istediğiniz saatte de geri alıyorlar. Şezlong ve şemsiye iki kişi için 6 Euro. İsterseniz 1 saat oturun, isterseniz tüm gün yatın, farketmiyor. Deniz pırıl pırıl, ama sığ. Kumsal yok, yer yer kayalık yer yer yosun ve kum akvaryum gibi bir deniz. Sıcaklığı tam tadında ne soğuk ne sıcak şurup gibi derler ya aynen öyle işte. Tesis, "Yabancı Damat" modelinde evlilikleri olan genç bir çift tarafından işletiliyor. Yemekler harika; çıtır mini karides, kalamar ve nohut köftesi. Siparişte özellikle nohut köftesi atlanmamalı, ilginç ve güzel bir lezzet. 

SOKAKLAR

Adanın çarşısı zengin değil. Alışveriş için birkaç butik, hediyelik eşya dükkanı ve bir iki market var. Ama göz atmakta fayda var, değişik şeyler bulunabilir. Ara sokaklar çok güzel, tablo gibi; küçük ve sevimli evler, pansiyonlar, butik oteller göreceksiniz. Sokaklara dalın-çıkın-keşfedin, fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız, büyüleneceksiniz. 
Meis ara sokaklar

CASTEL ROSSO (KIRMIZI KALE)

Kaleden Meis Limanı


“Kastellorizo” (Castel Rosso ya da Kırmızı Kale) ismi; hem Meis Adası’na hem de kaleye eski kaleden kalan taşlar gün batımında kırmızı göründüğü için verilmiş. Bugünki kale, 14.yy’da haçlı seferlerinden sonra kurulan savaşçı rahip tarikatı "Saint Jean Şövalyeleri" tarafından M.Ö.4. Y.Y.’ dan kalan eski kale kalıntıları üzerine yapılmış ve kullanılmış. 





MANDRAKİ LİMANI

Meis’in girişindeki ana liman olan Limani dışında bir de daha çok balıkçıların kullandığı bir ikinci liman var; Mandraki Limanı. Denizin pek güzel olduğu söylenemez, yer yer kayalık ve yosunlu ama buradan da girenler, sahilde keyif yapanlar var.  Yine ara sokalarda turlayıp, kalenin oradan limanı seyredebilirsiniz. 
OOTD: Etek: H&M, T-shirt: Mango, Terlik: Birkenstock
İnsanın Meis’e doyması mümkün değilmiş gibi geliyor, resmen mest olduk. Artık Kaş’a her gelişte Meis’e de uğramak şart oldu.

Seneye yine görüşmek üzere Meis!


                                                         Daha fazla fotoğraf için instagram : @ilgnnrn ve @brzyemekbrztasarim

                         #fashion #style #fisheye #iphone6s #photography #gezi #seyahat #tatil #kesif #Avrupa #Yunanistan #Meis #Yunan #adalar



Bir İzmirli ve sonradan İstanbullu olarak, İstanbul'da yaşamanın belki de en güzel yanı, her gün yeni keşifler yapabiliyor olmak. Şehrin neredeyse tamamını karış karış bilsek de bazen şehirin sokakları bize güzel süprizler yapıp şaşırtabiliyor. 

Tophane'den İstiklal'e çıkan o dimdik ve up uzun Boğazkesen Caddesiyle hemen devamındaki Yeni Çarşı Caddesi ilk bakışta göz korkutucu olsa da aslında, buralar keşfedilmeyi bekleyen gizli kalmış birçok güzellikle dolu. Sağlı sollu bir sürü güzel dükkanlar, restoranlar ve kafeler var.
Biz de geçenlerde yine bir keşif gününde, gözümüzü karartıp bu dik yokuştan İstiklal'e çıkalım dedik ve Brew Lab'i keşfettik. Tabi hemen sokağa yayılan muhteşem kahve kokusuyla büyülenip içeri daldık.  

Coffee Brew Lab'in head baristası 2011 Türkiye Barista, 2012 ve 2013 Türkiye Latte Art Şampiyonu, 2015 Türkiye Barista Şampiyonu ve son olarak da Time Out İstanbul'un 14. Yeme İçme Ödülleri'nde İstanbul'un En İyi Baristası seçilen Özkan Yetik. Özkan Yetik birbirinden yaratıcı latte art sunumlarını ve lab menüsünde yer alan demleme yöntemlerini kullanarak nefis kahveler hazırlıyor.
Mana Yıldız Tasarımı Bardaklar

Tasarımına bayıldığım, kahve bardakları, altlıkları ve pasta tabakları gibi tüm sunum malzemeleri Mana Yıldız, mekanın dekorasyonu On3On7 tarafından hayata geçirilmiş.

Brew Lab'de hangi kahve demleme yöntemi bana göre derseniz? Ben hala Latte'ciyim. Hiç vazgeçmedim, vezgeçemeyeceğim sanırım. Ama farklı şeyler denemeyi sevenlerdenseniz Cold Drip, Syphon, V60 ve Aeropress demleme yöntemlerini deneyimleyebilirsiniz.

Afiyet Olsun! :)

Cold Drip: Soğuk su ile uzun süre demlenerek yapılıyor.
Hafif gövdeli, kompleks ama yumuşak, asiditesi düşük bir kahve elde edilir.

Syphon: Bez filtre ile demlenen tek kahve demleme yöntemidir.
Berrak, içimi hoş, güçlü ve aromalı bir kahve elde edilir.
         
                                                                                          #kahve #brewlab #beyoglu #brewlabbeyoglu 
                                                                                          #ozkanyetik #thirdwavecoffeeshop #istanbul 

Sofra London mekan.com buluşması
Her ne kadar hala yaz gelememiş olsa da, birkaç hafta önce mekan.com’un düzenlediği 80’ler 90’lar partisi ile yaza merhaba dedik. Dünyaca ünlü şef Hüseyin Özer’in Karaköy’deki yeni açılan mekanı Sofra London’da gerçekleşen parti birçok blogger, yazar, gazeteci ve tiyatrocuları da bir araya getirme özelliği taşıdığından bol sohbet ve yemek tadımı ile geçti.

Geceden favori atıştırmalığım: Pancar cipsi.
Karaköy son zamanlarda çok popüler bildiğiniz gibi, Hüseyin Özer’in Karaköy’deki taze mekanı Sofra London da Karaköy’ün ambiyansına dekoru ve yemekleri ile yakışmış, oldukça keyifli bir mekan. Hüseyin Özer, Londra’yı Karaköy’e taşımış. Dekorasyonu şık, yemekler oldukça çeşitli, farklı ve lezzetli, fiyatlar da son derece uygun.

Hüseyin Özer’in Sofra London röportajına göz atmayı ihmal etmeyin derim.
http://mekan.com/blog/huseyin-ozer-ve-sofra-london-karakoy




Bu gecenin anlam ve önemine uygun hediyeler ise #nostaljiktatlar dan geldi. #mekancom ile birlikte çocukluğunu özleyenlere #sulugoz #leblebitozu #bilezikseker ve #patlayanseker gibi unutulmaz lezzetlerle yeniden buluşturdu.



Mekan.com un parti yazısı için,
http://mekan.com/blog/e2808bmekancom-ev-sahipliginde-80ler-90lar-partisi-duzenlendi

 #mekancom #sofralondon #karakoy #huseyinozer #nostaljiktatlar


Havalar iyice soğudu, kışa bir anda girdik. Kışları oldum olası sevemedim, ben tam bir yaz insanıyım.  Ama ah o Boza ve Salep! yok mu ah! Kışın gelmesini bir tek onlar için beklerim. Onlar da olmasa kış gerçekten çok tatsız. Gel gelelim bu güzel tatlar ne yazık ki zamana yenik düştü. Bildiğimiz nostaljik ve gerçek bozacılar elimizin 5 parmağını geçmez oldu. İstanbul Vefa, Ankara Akman ve Eskişehir Karakedi bozacısı. 

Haziran ayı bizim için kutlu doğum ayı. 7 kişilik küçük bir kız grubumuz var, yıllardır beraberiz. 4'ümüz Haziran ayı doğumlu ve tabi İkizler burcuyuz. Biraz zor beğenir ve huysuzuzdur. 

Her organizasyonda mekan ve konsept seçimini tamamladıktan sonra geriye en önemli bir tek iş kalıyor, o da hediye! Hediye alma işi aslında kolay gibi görünse de eğer alacağımız kişiler önemliyse, karar vermekte zorlanırız. Farklı birşeyler bulmak isteriz. 

Peki biz ne yaptık? Hediyelerimizi nasıl ve nerelerden seçtik?

1. Basmatik, Kuzguncuk.  Üryanizade Sokak No:8 Kuzguncuk/ Üsküdar, İstanbul.

Basmatik, ister kendi tasarımlarınızı isterseniz de Basmatik'in kendi internet sitesinden seçebileceğiniz tasarımları hızlı ve kaliteli bastırabileceğiniz bir online platform. Çevreye duyarlı ve uzun ömürlü ürünlere hızlı ve kaliteli baskı yapıyorlar. Ürünlere göz atmak için internet sitesinin yanı sıra Kuzguncuk'taki yerlerini de ziyaret edebilirsiniz.


basmatik facebook sayfasından
2. Bencil Dükkan, Kuzguncuk. İcadiye Cad. No.63/A Kuzguncuk/ Üsküdar, İstanbul.

Bencil Dükkan, farklı ve neşeli birçok tasarım ürünlere ulaşabilceğiniz küçücük samimi bir el sanatları/tasarım dükkanı. Geri dönüşüm kağıtlardan yapılan hediye paket ve torbaları da oldukça şık. 

Özellikle favorilerimiz Zeki Müren defterler ve renk renk emaye kupalar. 



bencildukkan instagram hesabından

3. İnci Özayan, Kuzguncuk. Yenigün Sk. no 17A Kuzguncuk/ Üsküdar, İstanbul.

Tasarımcı İnci Özayan'ın Kuzguncuk'taki atölye ve dükkanından birbirinden güzel el yapımı tasarım ürünlerinden hediye seçimi yapabilirsiniz. Dükkandaki herşey birbirinden orjinal ve zevkli. 

Bizim favorimiz takılar, özellikle de bu eğlenceli küpeler. İnsanın canı hepsini almak istiyor.


inciozayan instagram hesabından
4. Vertigo, Kuzguncuk. Perihan Abla Sok. Kuzguncuk/ Üsküdar, İstanbul.

Vertigo şirin mi şirin insanların ev sahipliği yaptığı bir ikinci el/antika dükkanı. İçerideki her köşe ayrı bir dünya. Buraya uğrayıp Vintage düşkünü sevdiklerinize hediyeler seçebilir, sonrasında da sahipleriyle keyifli bir sohbet yapabilirsiniz.


Bu arada hazır hediye alışverişi için Kuzguncuk'a gelmişken;  ortamı samimi, kahvesi güzel, Yıldırım Çay Ocağı'nda biraz soluklanıp kahve içebilirsiniz. Afiyet olsun!


Arkadaşlar önemlidir ve hediye almak zordur ama farklı ve yaratıcı seçimler unutulmaz olur. Bizim bu hediye seçimlerimiz çok beğenildi, bizden söylemesi. :)